L'Arc-en-ciel

Featured Slider

MAC Ruj -Marrakesh (Matte)


21 Şubat 2020 Cuma

MAC'in yakın zamanda piyasaya sürdüğü Lunar Illusions koleksiyonu olmasa belki de Zeynuş'un fark etmeyeceği; dolayısıyla benim muhtemelen hiç haberim olmayacak, aslında daimi koleksiyonda yer alan ve müthiş bir renk olan Marrakesh ruj ile karşınızdayım bugün. Bu arada, bu ruj ofis arkadaşlarımın bana doğumgünü hediyelerindendi... diğerlerinin de yazıları gelecek tabii ki! Ama okuyan varsa aralarında, kendilerine ÇOOOOK ÇOK ÇOK TEŞEKKÜR EDİYORUM buradan da!


MAC'in Matte (mat) ruj serisine ait rujun, tüm mat ruj serisinde olduğu gibi, kremsi bir formulü, mat bir bitişi ve tam opak bir yapısı var. Ama, bence diğer mat formüllü MAC rujlarına göre sanki bir tık daha kuru. Kanımca, rengiyle bu açığı kapatıyor.

Bendeki ürün ana koleksiyona ait; yani klasik siyah MAC ambalajında geliyor. Lunar Illusions koleksiyonundakinin ambalajı ise aşırı göz alıcı. Zeynuş paylaşırsa Instagram hesabından görebilirsiniz (@glamsight). 



Marrakesh rengine gelirsek... yoğun, kiremite dönük, epey turuncu-kiremit alt tonlu bir kırmızı. Sitede "intense orange-brown/yoğun turuncu-kahve" olarak geçiyor ve bence de içinde turuncuyu kesinlikle barındırıyor. MAC Chili ile çok karıştırılıyor ama Chili parlak bir kırmızı iken, Marrakesh daha soluk ama her ten renginde çok şık duracak bir tona ve duruşa sahip. Zeynuş'un çok beyaz teninde de, bende de çok hoş durdu bence. Esmer tenlerde de farklı bir havaya sahip olacağını düşünüyorum. 




Yapı olarak yukarıda da dediğim gibi, diğer mat formüllere göre (Velvet Teddy gibi) bir tık daha kuru geldi bana; ama, dudaklarıma öncesinde lip balm geçip sonra peçeteyle fazlasını alırsam sorun çıkarmadan uygulanıyor. Rengini tek seferde tam veriyor. Kalıcılığı süper değil. Kahve içtiğim zaman ortalardan hafifçe silinebiliyor; ancak, homojen dağılıyor ve tuhaf durmuyor. Yemek yediğimde de yine solgunlaşıyor. Ama tazelemesi rahat, dudak kalemine ihtiyaç duymadan uygulayabildiğim için çok da sorun etmiyorum. Aslında dudağıma mıhlanıp kendilerini çöle çeviren rujlardan sa silinen formülleri tercih ederim kesinlikle! Dudak kusurlarımı çok fazla belli etmiyor; ama, fotolarda da görebileceğiniz gibi, aşırı derecede çatlamış olduğu dönemlerde mat yapısından dolayı biraz pütürlü durabiliyor. 

MAC Lipstick -Marrakesh (Matte) in sunlight/gün ışığında




Bu ruju hem rengini dudağıma tam transfer ederek, hem de Zeynuş yöntemiyle dudağıma biraz alıp parmağımla dağıtarak uygulayabiliyorum. Dudağıma rengini tam verdiğimde çok klas, şık duruyor. Özellikle açık renk göz makyajıyla, ya da fondöten kullanmadığım ve rose-gold tarzı far sürdüğümde yüzümü anında canlandırıp, makyajı da resmen seviye atlatıyor. Parmağımla dağıtarak uyguladığımda ise direkt çilek dudak oluyor, böyle hafif ısırmışsınız da kızarmış gibi, hem aşırı doğal, hem de çekici. İki türlü de nefis diyorum! 





MAC rujların fiyatları şu an 105 TL; dönem dönem güzel indirimler de yapıyor artık MAC. Ben online linkini ekliyorum (Marrakesh), beğendiyseniz aklınızda olsun! 

Mutlu Cumalar!!!







Farmasi Nail Color Nude Ojeler -ND07 Pretty Cool ve ND10 It Girl


19 Şubat 2020 Çarşamba

Farmasi'den yılın başında gelen paketten şöyle bir bahsetmiş ve içindekileri ayrıca yazacağımı söylemiştim. Bu süreçte size BURADA, bayıldığım aydınlatıcı paletini yazdım. Bugün de, ikinci olarak en sık kullandığım ürünleri, Nude serisine ait ojeleri anlatmak istiyorum. 


Nude renkteki ojeler dünyada en sevdiğim oje tonu olabilir (diğeri ise soğuk leylağa çalan griler). Farmasi'nin paketinden de bu iki harika nude renk çıkınca çok sevindim açıkçası. Yumuşak fırçası sayesinde tırnaklarda kolay ve kalıcı uygulama sağlamayı hedefleyen seride nude'un tüm tonları bulunuyor. 


Bendeki renkler ND07 Pretty Cool ve ND10 It Girl. Her iki renk de ilk katta yarı opak, ikinci katta tam örtücü oluyor. Fırçası gerçekten kolay uygulamaya uygun. Ojeler sürerken çizgilenmiyor, baloncuklanmıyor. Çok rahat uygulanıyor. Renkleri şişede göründüğü kadar pastel değil, bir tık daha canlı ve koyu bir sonuç veriyor; ama, ben iki rengi de çok sevdim ve çok rahat kullanıyorum.



Yukarıda gördüğünüz renk ND07 Pretty Cool. Bu yapay ışıkta çekilmiş fotoğrafı, gün ışığında biraz daha pastel duruyor. Rengi çok tatlı bir nar çiçeği-somon arası. Gördüğünüz gibi çok pürüzsüz bir sonuç veriyor. Bu fotoğraf ikinci gün sonunda çekildi, tırnak uçlarında çok hafif soyulma var; ama, bu halini 3-4 gün rahat koruyor. O anlamda kalıcılığını beğendiğimi söylemem lazım.



Bu renk ise ND10 It Girl. Kendisi pastel bir somon ve rengine bayılıyorum! Temiz, şık, zarif ve her kıyafete uyumlu bir oje. Diğer renge göre bir tık daha kalıcı ve yine aynı şekilde pürüzsüz uygulanıyor. Her iki rengi de 2 kat sürdüm görsellerde, kapatıcılığı 2 katta bence baya başarılı (tırnak uçlarım çok beyazdır).

Ojelerin normal satış fiyatı 15 TL; ama, şu an katalogda 7,99 TL. Güzel haber, temsilci olursanız %30 indirimle 5,60 TL'ye alabiliyorsunuz. Temsilci olmak isterseniz BU LINKE tıklayabilirsiniz. 

Bir sonraki yazım merak edilen parlak likit rujuyla ilgili olacak, takip etmeye devam edin lütfen :) Sevgiler!







Natasha Denona Chroma Crystal Top Coat -Grey Brown


14 Şubat 2020 Cuma

Yurt dışı alışveriş yazılarıma devam edesim geldi ve sırada bayılarak aldığım Natasha Denona Chroma Crsytal Top Coat var! Bu far-top coat'u da tabii ki yine sevdiğim Youtuber'lardan birinin -Kathleen Lights'ın- videosunda görmüştüm. Aslında hiç aklımda da yoktu, Hourglass Scattered Light farların Smoked rengini bulamayınca birden aklıma geldi; ya onu hiç bulamazsam deyip Natasha Denona'nın Grey Brown rengini aldım. Sonradan Hourglass'ı da buldum ama neyse, konumuz o değil şimdi :))) 


Natasha Denona Chroma Crsytal Top Coat, çıplak göz kapağına, far üstüne ya da rujların üstüne kullanılabilecek, krem baz içinde yoğun sıkıştırılmış toz far parçacıklarından oluşan bir ürün olarak tasarlanmış. Buzlu cam bir kavanozda 6 gr ürün içeriyor ve açıldıktan sonra 18 ay ömrü bulunuyor. Bu ürün parlaklığını ezilmiş inci tozu ve kristallerden alıyormuş. 





Ürün yarı opak ve içinde pırıltıları mevcut. Zaten tasarlanış amacı da göz kapağına parlak, şeffaf, neredeyse ıslak bir görünüm vermek. İsterseniz çok hafif ve sadece ışıltı vurgulu bir makyaj için tek başına da kullanabilirsiniz, isterseniz çeşitli farların üstüne parmağınızla geçerek kombinleyebilirsiniz. Ben genelde ikinci seçeneği uyguluyorum. Farların Shimmer (Pırıltılı) ve Metallic (metalik) olmak üzere iki farklı bitişi ve toplam 6 farklı rengi bulunuyor. Bendeki rengi ise Grey-Brown.




Grey-brown rengi, içinde hem gri, hem de kahve yansımalar olan duokrom bir renk. Işığa ve altına uyguladığınız fara göre soğuk ya da sıcak tona kaçabiliyor. Ya fümelerle, ya da kahvelerle kombinlemeyi seviyorum ben de. Bu ton bence gözde çok zarif, çok klas duruyor. Aynı zamanda ıslak bir görüntüsü de var ve sürdüğüm her seferinde fark ediliyor; "farımın ne olduğu" sorusunu hep duyuyorum. Ben parmağımla uygulamayı tercih ediyorum. Zaten far üstüne hafifçe geçmek yeterli oluyor. Pırıltıları biraz göz çevresine dökülüyor uygularken, dolayısıyla, ten makyajımı göz makyajımdan sonra yapıyorum. Kalıcılığı ise gayet iyi. Ben makyajımı çıkarana kadar göz kapağımda kalıyor. 



Bu farın tek ve bence epey büyük bir dezavantajı çok hızlı kuruyor olması... yani alalı 1,5 ay olmasına rağmen geçen hafta sonu kullanırken üstünü kazımam gerekti. Çok korkuyorum tamamen kuruyacak diye, çokça kullanmalıyım yani. Bu kadar pahalı ürünlerin kuruması kabul edilebilir değil kesinlikle; daha önce bu sorunu duymuş olsam muhtemelen almazdım (ya da dayanamayıp alırdım yine, bilemiyorum çünkü duruşu çok güzel). Fakat sizin bilginiz olsun ki ona göre karar verin diye yazıyorum. Aşağıya da geçen haftasonu yapmış olduğum makyajımı ve duruşunu ekliyorum.



Fotoğraflarını çekebilirsem bu farı almama vesile olan diğer benzer ürün Hourglass Scattered Shadow'u da yazacağım mutlaka... o bence daha iyi bir ürün. Natasha Denona ürünlerinin çok minik bir kısmı Türkiye'de satılıyor, bu far onlardan biri değil. Amerika satış fiyatı 28 USD (+vergiler), ben de sanırım 23 Euro'ya aldım Berlin'den. Siz nasıl buldunuz duruşunu, top coat farları seviyor musunuz?

Mutlu Cumalar!








Marc Jacobs Highliner Gel Eye Crayon Eyeliner -42 Blacquer ve 43 (Brown)ie


13 Şubat 2020 Perşembe

Son bir senedir izlediğim yabancı Youtube videolarında hep Marc Jacobs göz kalemlerinin adı geçiyor. Güvendiğim Youtuber'lar da favorilerinde gösterince, bu seneki yurtdışı seyahatimde bu göz kalemlerini alıp denemeyi aklıma koymuştum. Berlin'e gittiğimde de Sephora'dan önce (Brown)ie rengini, sonra da tavsiye üzerine Blackquer rengini satın aldım. Bakalım övüldüğü kadar var mıymış?


Marc Jacobs Highliner göz kalemleri kalem formunda jel eyeliner olarak tanımlanıyor ve tam opak renk verme, 12 saat kalıcı olma iddiasında. Kalemlerin mat, pırıltılı ve saten olmak üzere 3 farklı bitişi ve 33 farklı rengi bulunuyor. Net bir çizgi çizmek için kullanabileceğiniz ya da çizdikten sonra dağıtarak dumanlı bir görünüm elde edebileceğiniz belirtilmiş. Kalemlerin gümüş renkte, ortasında kalemin rengiyle uyumlu ahşap kısmı bulunan çok şık bir ambalajı mevcut. Saten renkte ambalaj parlak iken, matlarda mat bir metal kullanılmış.



Kalemler arkadan çevrilerek açılan türde, kalemtraş kullanmanıza gerek kalmıyor. Ama şöyle ki, otomatik kalemlerin de uçlarını sivriltmek istiyoruz zaman zaman, değil mi? Ben şahsen incecik eyeliner çekmek için kalemin ucunun sivri olmasını seviyorum. Bu amaç için kalemin arka kapağında, ambalaja entegre minik bir kalemtraşı da mevcut. Bir de dağıtma aplikatörü olsa tam olacakmış; ama, zaten o aplikatörler hiçbir zaman işe yaramadığından bunu sorun etmiyoruz :)




Ben bu kalemlerin 42 Blacquer ve 43 (Brown)ie renklerini seçtim. Aslında, elimde hem acı kahve, hem de siyah göz kalemlerim olduğu için sadece açık ve tatlı bir kahve olan (Brown)ie'yi alacaktım (ve önce tek onu almıştım); ama, daha sonra Instagram'da çok severek yazıştığım sevgili Zeynep siyahını da çok beğendiğini yazınca dayanamadım; net bir siyah olan Blacquer'ı da aldım. 



Mat seriden olan 43 (Brown)ie ve saten serinin tek rengi olan 42 Blacquer yapı olarak aslında birbirine çok benziyor. Açıkçası, ben aralarında "matlık/parlaklık" açısından pek fark görmedim. İkisi de aynı netlikte, aynı opaklıkta, aynı güçlü pigmentasyona sahip, yumuşacık ürünler. Göz üstünde de, içinde de yağ gibi kayıyor, rengini net veriyor. Siyahı belki bir tık daha yumuşak ve kontrolü bir tık zor olabilir sadece. Hata yaptığınızda düzeltmeye, uyguladıktan sonra kısa bir süre dağıtmaya imkan veriyor. Ancak sonra sabitlenip uzun süre kalıcılığını koruyor. 





Ben performans olarak (Brown)ie'yi, Blacquer'dan bir tık daha fazla beğendim. Göz içimden de, göz pınarlarımdan da akma ya da dalgalanma yapmadı. Çok uzun süre (5-6 saat) kalıcılığını korudu.  Göz çevresine akmadı, bulaşmadı, dökülmedi. Blacquer ise 4-5 saatten sonra göz içinden biraz silinme yaptı, göz pınarlarında da dalgalanma gözledim. Fakat göz çevresine dağılma, akma, dökülme gibi bir sorunla asla karşılaşmadım. Açıkçası, bu kadar yumuşak bir göz kaleminin, göz pınarlarında kusursuz performans sergileyemese de, göz çevresine dağılmaması bence harika bir şey! Ama tabii fiyatına bakınca, göz pınarımda da çakılı kalmasını isterdim :) 

Marc Jacobs Highliner Gel Eye Crayon Eyeliner -43 (Brown)ie

Marc Jacobs Highliner Gel Eye Crayon Eyeliner -42 Blacquer

Marc Jacobs Highliner Gel Eye Crayon Eyeliner kalemlerin Amerika satış fiyatı 26 USD (+vergiler), Avrupa satış fiyatı ise 21 Euro. Ben alışverişimden pişman olmadım açıkçası zira Marc Jacobs makyaj ürünlerini çok seviyorum ve ambalajları bile kullanırken beni mutlu etmeye yetiyor. Ama gidip koşa koşa alın der miyim? Kahverengi olanları için (bir de acı kahve Earthquake var mesela gözüm onda şimdi) diyebilirim. Marc Jacobs hayvanlar üzerinde deney yapmayan bir marka ve Sephora mağazalarından ulaşabilirsiniz. 







Sade ama Etkili Cilt Bakım Rutinim ve FOREO LUNA 3 ile 2 Ay!


11 Şubat 2020 Salı

Aralık ayı başında, cildimde neden kaynaklandığını hiç anlamadığım bir alerjik reaksiyonla karşılaştım. Köprücük kemiğimden başlayıp şakaklarıma kadar çıkan kaşıntılı ve kızarık kabartılar aşırı derecede sinir bozucuydu. 1 hafta sonra kullandığım cilt bakım ürünlerinden ve parfümden kaynaklı olabileceğini düşündüm ve aşağıda göreceğiniz ürünler hariç kullandığım her şeyi ve parfümü bir kenara bıraktım. Daha sonra tekrar eden alerji, nedeni için yaptırdığım testler, teşhis ve tedavi kısmı sonraki yazının konusu olsun; bu yazıda ben, -kendime göre nispeten sade- cilt bakım rutinimle birleştirdiğim temizlik ve masaj rutinimden bahsetmek istiyorum size.

Öncelikle yine "sadesi bu mu, ben bir nemlendirici sürüyorum" yorumu yapacak okuyucularım muhakkak vardır; ben cilt bakımını da, cildimi şımartmayı da seviyorum. Ama fazla da şımartmamak gerektiğini anladım. Bu aşağıdaki adımların hepsi benim için "gerekli" ama sizin cildiniz ihtiyaç duymuyorsa, ne mutlu size! Fakat şunu da belirtmek isterim; 41 yaşımı doldurmama sayılı günler kala, Instagram'da eski fotoğraflarımı paylaştığımda aldığım "sen nasıl her yıl gençleşiyorsun, Benjamin Button gibisin" yorumlarını da tamamen bu bakımlara borçluyum. Ve şimdiye kadar botoks vb. hiçbir işlem yaptırmadım, son 2,5 senedir profesyonel cilt bakımı da yaptırmıyorum. Yani, cildim için kendim ne ekersem onu biçiyorum ;)


Sabah rutinim nazik ve krem formda bir temizleyici, termal su, hyaluronik asit serumu ve kuru cilde yönelik; mümkünse seramid içerikli bir nemlendiriciden oluşuyor. Aşağıdaki ürünleri temsili olarak düşünebilirsiniz; ama, gerçekte de kendilerinden pek şaşmıyorum. En son adım olarak da, güneş kremimi sürmeyi ASLA ihmal etmiyorumGece ise yine  (makyajımı yağ ile temizledikten sonra) temizleyici, termal su, hyaluronik asit serumu kullanıp, gece cilt kendini yenilediği için retinollerimi ekliyorum. Göz çevresi için retinollü göz maskesi, yüzüm için retinollü bir krem ve retinoller cildimi bir tık kuruttuğu için de en son adım olarak marula yağı uyguluyorum. Haftada bir gece temizleyiciden sonra termal su sıkıp kurumasını beklemeden Tretin krem uyguluyorum (yazısı için buraya TIKTIK) ve yarım saat sonra da yine marula yağı geçiyorum. Bu bakım benim için çok ama çok yeterli; ama, tabii ki etkisini arttırmak için kullandığım bir de yardımcım var son 2 aydır: FOREO LUNA 3!



FOREO'yu hepimiz yıllardır biliyoruz; ben de özellikle masaj modu nedeniyle inanılmaz merak ediyordum. LUNA 3 son çıkan modellerinden ve  dakikada 8000 T-sonic titreşim yayan 16 farklı ayarı bulunuyor. Bendeki "hassas ciltler için" olan modeli ve silikon uçları i-na-nıl-maz nazik. Daha önce farklı bir markanın benzer ürününü alıp denemiştim; ondan da memnundum; ama, LUNA 3 elime geçtikten sonra silikon uçların arasındaki hassasiyet farkını gördüm! Hassas Ciltler için olan eflatun modelin dışında karma ciltler (mavi) ve normal ciltler (pembe) için olan modelleri de mevcut. Bu üç modeldeki fark, cilt tiplerine göre farklı hazırlanmış silikon diziliminden kaynaklanıyor. Silikon uçlara sahip tarafı temizlik için, cihazın arka tarafı ise masaj için kullanılıyor. FOREO for You uygulaması ile çalıştırabileceğiniz 4 farklı sıkılaştırıcı masaj modu mevcut (göz çevresi, boyun, ağız ve çene, yüz kontürü) ve beni asıl buradan yakaladı!! Aşağıda biraz daha detaylı bahsedeceğim; ama, her gece evde profesyonel cilt bakımı yaptırıyormuş gibi hissediyorum ve bu her şeyden önce beni aşırı derecede mutlu edip rahatlatıyor! 




LUNA 3'ün en sevdiğim yanlarından biri hızlı şarj olması ve şarjının çok ama çok uzun süre gitmesi. Üstelik, uygulama ekranından şarjın ne kadar kaldığını da görebiliyor; yarı yolda kalmıyorsunuz. 1 tam şarj ile 650 kullanım sağladığı belirtiliyor kutusunda!!! Ultra hijyenik silkon yüzeyi sayesinde bakteri birikimine karşı olması da en güzel özelliklerinden biri. Ayrıca taşıması da oldukça pratik; yurt dışı seyahatime bile götürdüm ve yer açısından hiç sıkıntı yaratmadı benim için. Düzenli kullanım sonucunda vaatleri arasında cilt bakım ürünlerinin emilimlerini arttırmak, cildin doğal parlaklığını yeniden kazandırmak, cilt tonunu eşitlemek, siyah noktaları temizlemek, makyaj kalıntılarından ve ölü hücrelerden cildi arındırmak yer alıyor. 




Ben LUNA 3'ü genelde gece rutinimin bir parçası olarak kullanıyorum. Akşamları makyajımı temizledikten sonra, yüzümü ıslatıp, yüz temizleyicimi de dairesel hareketlerle cildime yayıyorum ve LUNA 3'ün silikon uçlu tarafıyla 1 dakika boyunca temizlik yapıyorum. Ben, önerildiği gibi, 8. seviye ile başladım; bana yeterli geliyor. Daha nazik ya da daha yoğun seviyeleri de seçebilirsiniz; 8 benim için ideal. Temizlik modu için uygulamayı açmak şart değil; LUNA 3'ün düğmesine 2 kez basmanız yetiyor. Temizlik bölgesini değiştirmeniz gerektiğinde titreşime ufak bir ara veriyor. Uygulamadan da izlerseniz, size hangi bölgeyi temizlemeniz gerektiğini gösteriyor. Açıkçası, her şeyi kuralına göre yapmayı seven biri olarak bu yönlendirme işine bayıldım! Temizlik bitince cihaz da otomatik olarak kapanıyor. Temizlik bittikten sonra yüzümü suyla duruluyor ve kuruluyorum. Geriye tertemiz, aydınlık ve hatta bir miktar da ışıltılı bir cilt kalıyor. Elimle dokunduğumda da o yumuşaklığı ve pürüzsüzlüğü hissedebiliyorum. Bu 2 ay boyunca, uygulama sırasında ve sonrasında da herhangi bir hassasiyet, acıma, batma, tahriş hissetmedim. 




Yine geceleri, termal suyla ıslattığım cildime hyaluronik asit serumumu uygulayıp emilmeden LUNA 3 ile masaj yapmaya başlıyorum. LUNA 3'ün masaj modlarını sadece FOREO for You uygulamasından çalıştırabiliyorsunuz. Bunun için de uygulamayı indirip, LUNA 3'ünüzü eşleştirmeniz gerekiyor. Daha sonra LUNA 3'ün düğmesine 5 saniye boyunca basılı tutup uygulamaya bağlıyor ve önünüze çıkan menüden 4 farklı masaj modundan birini (ya da sırayla hepsini) seçerek evde SPA keyfinize başlayabiliyorsunuz! Ekranda bir model sizinle birlikte masajı adım adım uyguluyor ve aynı zamanda sözel olarak açıklıyor. Açıklamaların Türkçe olduğunu da mutlulukla belirtmek isterim! Masaj modları benim için can alıcı nokta olduğundan, ve bir kaç arkadaşımın da bu özelliği merak ettiğini bildiğimden, biraz açıklamalı yazmak istiyorum:

  1. Göz çevresi masajı (Eyes on Prize) - 2 dakika: Göz çevresinde yenilenmiş bir görünüm için ince çizgilerin görünümünü, kaz ayaklarını ve şişkinliği azaltmayı hedefliyor. Benim favori masajlarımdan biri bu mod. Gözlerimdeki yorgunluğu hemen nötrlüyor ve beni canlandırıyor. Düzenli kullandığımda da daha düzgün bir göz çevresi görünümüne kavuştuğumu fark ediyorum. Bu masajı çok yorgun olduğum gecelerin sabahında da mutlaka vakit ayırıp  uyguluyorum (zaten sadece 2 dakikacık). O kadar iyi geliyor ki!
  2. Boyun masajı (Nothing but Neck) - 2 dakika: Daha genç bir görünüm için boyun bölgesinde sıkılaşma ve toparlanma sağlamayı hedefleyen bu masajı daha nadir uyguluyorum (kontür masajında da boyuna epey ağırlık veriliyor zaten). Ama, özel bir gece öncesinde cildi sıkılaştırmak, kan dolaşımını hızlandırıp boyun bölgesinin de daha dinç görünmesini sağlamak adına bu masaj modunu da atlamıyorum.
  3. Kontür masajı (Contour Crazy) - 4 dakika: Yanak ve çene bölgesini sıkılaştırmayı, daha sıkılaşmış ve toparlanmış bir cilt için boyun bölgesindeki kasları rahatlatmayı hedefleyen bu masajı asla atlamıyorum! Çok rahatlatıcı ve bir o kadar da işe yaradığını hissettiğim bir masaj modu. 
  4. Ağız ve çene masajı - (Magic Mouth) - 2 dakika: Boyun ve çene bölgesindeki mimik çizgilerini azaltmayı hedefleyen bu modu da epey seviyorum çünkü ağız çevresi de en kolay kırışan ve elastikiyetini kaybeden bölgelerden. Bir gece göz çevresi masajını, diğer gece de ağız ve çene masajını uygulamayı tercih ediyorum.

Düzenli kullanım dışında, özel bir gün ya da gece öncesinde de cildimi LUNA 3 ile temizleyip, sırasıyla bu masaj modlarını uygulayarak pürüzsüz ve sağlıklı bir kanvas hazırlamayı tercih ediyorum! Sağlıklı ciltte makyaj da çok daha güzel duruyor; cildin kendi ışıltısı en mat fondötenin altından bile kendini belli ediyor çünkü!



Altta 2'şer hafta arayla çektiğim 4 ayrı fotoğrafımı paylaşıyorum sizinle. Tabii ki 2 ay içinde çizgilerde azalma vs gibi dramatik etkiler beklenmemeli; ama, genel olarak cildin dokusunun iyileştiği ve toparlanma olduğu da görünüyordur diye düşünüyorum...


İki konuyu bir arada yazmaya çalışınca biraz uzattım sanki; ama, cildi yormayacak sade bir rutinle etkili bir yaşlanma karşıtı bakımı nasıl birleştirdiğimi de anlatmak istedim. Bu arada, "yaşlanma karşıtı/anti-aging" rutinlere 24 yaşından itibaren başlayabileceğinizi bir kez daha hatırlatmak isterim. 

FOREO LUNA 3Sephora mağazalarından satın alabilirsiniz... Black Card'ınız varsa, %20 alışveriş dönemine de denk getirirseniz tadından yenmez bence! 

Mutlu haftalar!







© L'Arc-en-ciel
Maira Gall
L'Arc-en-ciel - ©

Blog Tasarımı

Bu sitede yayınlanan yazılar ve resimlerin izinsiz kullanılması
5846 sayılı fikir ve sanat eserleri yasasına aykırıdır.