Featured Slider

Beyond Himalaya Deep Moisture Eye Cream || Yoğun Nem Veren Göz Çevresi Kremi


21 Haziran 2017 Çarşamba

Beyond benim sevdiğim Kore kozmetiği markalarından. Daha önce de bahsetmiştim, özellikle Himalaya serisine, ve seri özelinde de Serum-in -Oil ürününe bayılıyorum! Şubat ayında bir göz çevresi kremi ararken Ankamall Beyond mağazası müdürü Demet Hanım'ın yönlendirmesiyle bu göz çevresi kremini aldım. Oldukça uzun zamandır kullandığım bu kremden bahsetmenin zamanı da artık geldi...


Beyond Himalaya Deep Moisture Eye Cream, tüm Himalaya serisi gibi, kendi hacminden kat be kat fazla sus tutabilen ve Himalaya soğuklarında ayakta kalabilen Huim bitkisi içeriyor. Bu bitki cilde canlılık katmayı, derinlemesine beslemeyi, nemlendirmeyi ve cildi aydınlatmayı vaat ediyor. Kremin sabah ve akşam, tampon hareketlerle göz çevresine uygulanması öneriliyor. Kore rutinine göre, bakımın sırası şöyle olmalı: Tonik, Serum-in-Oil, Essence, Göz Çevresi Kremi, Emulsiyon, Nemlendirici! Hadi şimdi de bana "ne çok ürün kullanıyorsun" deyin de görelim; en azından aradaki Essence-Emulsiyon adımını kullanmıyorum (yazın) :)))


Krem 30 mL'lik cam bir kavanozda geliyor (normal göz çevresi kremlerinin gramaj olarak 2 katı). Kavanoz formunda olduğu için yanına spatulasını da eklemişlerdi; ancak, ben kaybettim. Siz siz olun, kaybetmeyin; çünkü, kavanozun kıvrımlı köşelerinden kremi almak çok zor oluyor! Kıvamı  yarı jel, yarı katı bir losyon gibi, oldukça hafif duruyor. Ama bu kıvamdan beklenmeyecek işler başarıyor...


Şubat'tan beri sabah-akşam kullandığım bu krem göz altlarımı çok iyi toparladı. Üstelik çok daha aydınlık bir görünüme kavuşturdu. Anti-aging ya da kırışık önleme gibi bir hedefi yok bu kremin; dolayısıyla, bu yönde bir etkiden bahsetmek mümkün değil. Ama aradığınız şey nemse, Himalaya'dan memnun kalırsınız. Benim göz çevremde yağ butonu ya da alerji gibi bir soruna da yol açmadı. Çok severek kullanmaya devam ediyorum (1-2 ay daha da kullanmaya devam ederim gibi duruyor).


Tüm bu güzel özelliklerinin yanında, Beyond doğaya saygılı, hayvan deneyi yapmayan ve nispeten temiz içeriklere sahip bir marka. Bu göz çevresi kreminin fiyatı 170 TL idi ben aldığımda. Ama, normal kremlerin 2 katı gramaja sahip olduğunu ve 5 aydır kullanıyor olmama rağmen daha beni 1-2 ay rahat götüreceğini de fiyat bilgisinin yanına eklemem lazım...

Ankara'da yaşayanlar Beyond ürünlerine Ankamall Beyond mağazasından ulaşabilirler! 










Wet'n Wild Au Naturel Far Paletleri -Bare Necessities & Nude Awakening


20 Haziran 2017 Salı

En sevdiğim drugstore markalarının başında kesinlikle Wet'n Wild geliyor. Hem çok uygun fiyatları, hem hayvanlar üzerinde deney yapmıyor oluşları, hem de fiyatlarına göre oldukça başarılı ürünleri bu markayı benim için fazlasıyla tercih edilesi kılıyor! Bir de yurt dışında çıkardıkları ürünlerin tamamı Türkiye'ye gelse, tadından yenmeyecek! Bugün blogda, malesef ülkemize gelmeyen iki güzel far paletinden bahsedeceğim; belki de Gratis bizi üzmez ve bu paletleri ve yakın zamanda çıkan diğer şahane ürünlerini de getirir.


Wet'n Wild Au Naturel paletler bronz tonlu Bare Necessities ve pembe-dore tonlu Nude Awakening olmak üzere iki çeşit olarak satışa sunulmuş. Aslında sanırım ilk yılbaşı civarı görmüştüm bu paletleri. Fakat kavuşmak geçen aya kalmıştı. Elime geçtiğinden beri de sık sık kullandım; çünkü gerçekten, 7 Dolarlık bir palet için oldukça başarılı bir iş çıkarmış marka! 


Paletlerin her ikisi de 10'ar renkten oluşuyor. İlk bakışta her iki palet de Urban Decay Naked paletlere dupe gibi dursa da, aslında öyle değil. Farların renkleri, sayıları, dizilişleri farklı; fakat tabii, Bare Necessities'i Urban Decay Naked 1'e, Nude Awakening'i ise Naked3'e benzetmek mümkün. Bu paletlere sahip olmayan, ama kullanmak isteyenlerin tercih edebileceği iki palet olmuş bana göre. Farların pigmentasyonlarına bakarsak, sedefli renkler gayet iyi; mat renkler daha zayıf olmakla birlikte kesinlikle insanı uğraştırmıyor. Farların yapısı yumuşacık. Bir miktar tozutma sorunu var; ama çok faza değil. Ben her iki paleti de göz altlarım batmadan rahatlıkla kullanıyorum. Ayrıca kalıcılık olarak da gayet başarılı ürünler. Far bazı kullanmadan 7-8 saat göz kapağımda kalıyor farlar; fakat, 5-6 saatten sonra renk solmaya başlıyor.


Bare Necessities bronz tonların ağırlıklı olarak kullanıldığı bir palet. 2 adet mat, 8 adet sedefli renkten oluşuyor. Soldan sağa gidersek, ilk iki renk göz pınarı aydınlatmaya çok uygun, yansımaları çok güzel. Sonraki 3 renk, doreden koyu bronza doğru giden, pigmentasyonları güçlü, göz kapağında da metalik görünümlerini kaybetmeyen tam benlik tonlar! 6. renk tam benlik bir taupe, aşığım! Onun yanındaki iki mat renk de lila-sütlü kahve arası mat bir ton ile soğuk bir kahve. 5-6-7 bir arada çok zarif bir makyaj çıkarıyor. Son iki renk ise benim makyajda en az tercih ettiğim tonlar olarak palette hiç dokunulmadan öylece duruyorlar.




Nude Awakening ise tam bir "Başak paleti"! Bu palette mat ve sedefli renkler dengeli kullanılmış; 5-5 ayrılmış. Yine soldan sağa gidersek, ilk renk mat bir fildişi. Göz kapağının rengini eşitlemek için ideal. İkinci rengi ise yine göz pınarı ve kaş altına aydınlık vermek için kullanıyorum. 3-4-5. renkler benim göz kapağında tek başına ya da gölgeli makyajda en çok kullandığım somon-şeftali-pembe altın tonlarında, oldukça sedefli görünüm veren, aşırının aşırısı tatlı tonlar! Bu üç rengi, karıştırma fırçasıyla göz kapağına hafifçe uygulayıp, dudaklarınıza da yine hafifçe ıslak efekti verecek bir gloss sürerseniz, bu senenin ıslak makyaj trendini rahatlıkla yakalayabilirsiniz! 6. renk tam bir geçiş rengi, uçuk ve sıcak bir gülkurusu. 7. renk nefis bir kızıl-mürdüm; bu paletle yaptığım makyajlarda gölge olarak en çok bu rengi kullanıyorum. 8. renk aslında sedefli bir kızıl-kahve; ama metalik efekti daha zayıf. 9. renk yine koyu ve dumanlı makyajlar için geçiş rengi olabilecek, ya da gölge için kullanılabilecek bir soğuk kahve. Son renk ise, eyeliner olarak da kullanabileceğiniz, oldukça koyu ve puslu bir acı kahve.




Bu paletlerle çok farklı makyajlar ortaya çıkarmak mümkün; ama, ben en çok kullandıklarımdan bir kaç örnek eklemek istedim yazıya. Umarım siz de beğenirsiniz.

Wet!n Wild -Au Naturel Nude Awakening: 6 (katlanma bölgesi) -4 (tüm göz kapağı) -7 (gölge)

Wet!n Wild -Au Naturel Bare Necessities: 7 (katlanma bölgesi) -6 (tüm göz kapağı) -8 (gölge)

Türkiye'ye gelmesini umud ediyor olsam da, eğer bekleyemem derseniz, @trendyonair hesabından ulaşabilirsiniz! 









Klapp X-Treme Anti Wrinkle Lip Boost || Kırışıklık Karşıtı Dudak Dolgunlaştırıcı


19 Haziran 2017 Pazartesi

Yaklaşık 2 ay önce Lila Kutu tarafından Klapp markasına ait bu ilginç ürün denemem için gönderildi. Dudakları hem dolgunlaştıran, hem de bakımını yaparken kırışıklarının giderilmesine de yardımcı olmayı vaat eden bu ilginç dudak kremini o zamandan beri deniyorum ve yorumlarımı sizlerle paylaşma vaktim geldi! 


Klapp X-Treme Anti Wrinkle Lip Boost, peptidlerle dudaklarda oluşan kırışıklıkları azaltmaya yardımcı bir dudak bakım ürünü. Düzenli kullanımda kurumuş, çatlamış, kabarmış dudaklarıı düzeltmeyi, dudaklara bakım yaparak hacim vermeyi vaad ediyor. İçeriğinde acı badem yağı ve bitkisel içerikler mevcut.  


Aslında bakarsanız, çatlamazsa asla aklımıza bakım yapmak gelmeyecek yerlerden biri dudaklarımız, değil mi? Ama kırışmış dudak çizgileri de yaşımızı ele veriyor. Ayrıca, pürüzsüz dudaklarda rujun çok çok daha iyi durduğu da bir gerçek. Ben de hem dudaklarıma bakım yapmak; hem de hacim etkisini gözlemek için bu ürünü bir süre düzenli olarak sabah-akşam kullandım. 15 mL'lik tüp ambalajda sunulan bu ürünün losyon kıvamında bir yapısı var. Sabah ve akşam bir miktar ürünü tüpten dudaklarıma alıp parmaklarımla masaj yaparak yedirdim. Daha sonra üstüne ayrıca lipbalm geçtim.


Aslında, yarattığı sonuçtan epey memnun kalmıştım. Dudakları anında rahatlatıyor, gerginliğini alıyor, bir miktar hacim veriyor ve inanılmaz pürüzsüzleştiriyor! Gerçekten peeling yapmışçasına yumuşak ve dolgun görünen dudaklara sahip oluyordum. Ancak, içindeki parabenler nedeniyle bu ürünü günlük kullanmamaya karar verdim. Ve kendisini en sevdiğim ruj bazım ilan ettim! 

Özellikle, mat rujlardan önce uyguladığımda rujun yapısını değiştirmeden, rujun dudakta harika görünmesini sağlıyor. Parmaklarıma yedirdiğim zaman, dudaklarımda kremsi ya da parlak bir görüntü kalmadığı için hiçbir rujun yapısını bozmuyor, duruşunu değiştirmiyor; ama, uygulanan yüzeyi mükemmelleştirdiği için çok daha düzgün durmasını sağlıyor!


Klapp ürünlerine Lila Kutu'dan ulaşabilirsiniz. Siz benzer ürünler kullanıyor musunuz? 










ToSave Silikon Fırça Yıkama Matı (Express Brush Cleansing Pad)


Makyaja ilk başladığımda, 1 tane far ve bir tane allık fırçası ile tüm hayatımı idare edebiliyorken; mevcut durumda sahip olduğum fırça sayısını bilmemekle birlikte, günlük makyajımda da en az 8 tane fırça kullanıyorum (gerçekten bana göre her biri gerekli :D). Tabii bu kadar çok fırçanın haftada ya da iki haftada bir yıkanması işin en sevimsiz ve sıkıcı tarafı. Bir de lavabo başında uzun zaman geçirdikçe ağrıyan bel mevzusu var... bu yüzden de, işi kolaylaştıracak aparatlara hayır diyemiyorum. ToSave’den aldığım fırça yıkama matı da bunlardan biri.


Silikon Fırça Yıkama Matı, adı üstünde silikondan yapılma, sık veya gevşek kıllı fırçaları güzelce temizlemek için yüzeyi farklı dokularla oluşturulmuş, tabanında ıslak yüzeye yapışması için vantuzları bulunan, genişçe bir mat bu. Kullanmak için lavaboya yapıştırıyorum, hangi fırçamı yıkayacaksam, o fırçaya uygun yüzeye biraz fırça yıkama şampuanı döküyorum ve fırçamı yıkıyorum. Durularken de yine, suyu açarak durulama için uygun olan yüzeylerde fırçayı dairesel hareket ettirerek şampuandan iyice arınmasını sağlıyorum.


Matı kurutmak için de, vantuzları sayesinde aynaya yapıştırıp süzülmesini sağlıyorum; kuruyunca da kıvırıp çekmeceye yerleştiriyorum. Bu matın avantajı, aynı anda bir kaç fırçayı yıkama ve durulama imkanı sunması. Dolayısıyla hem şampuandan, hem sudan, hem de zamandan tasarruf etmeme yardımcı oluyor. Tüm fırçalarımı çok daha kısa zamanda yıkadığım için, onları temizlemek için üşengeçlik yapma bahanem de kalmıyor böylece!


Bu arada, fırça temizlemek için Nascita fırça şampuanı ya da İpek Sabun Fırça Temizleyicisini kullanıyorum. İkisi de başarılı; fakat İpek Sabun’un çok az miktarı çok daha derinlemesine bir temizlik sağlıyor. Tek sıkıntısı, çabuk bozulması. Buzdolabında saklamanızı öneririm. Benim elimdekiler bitti; şimdi yeniden sipariş vereceğim!


1,44 Dolar gibi komik bir fiyata sahip bu matı ToSave’den ücretsiz kargo ile alabilirsiniz! Bu arada, ToSave.com'un kardeş sitesi BeautyIn Hair'a da bakmayı unutmayın derim ben ^_^ Oldukça ilginç ürünler var!







Ya Siz Olsaydınız Ne Yapardınız?


16 Haziran 2017 Cuma

Uzunca bir süredir kozmetik ve yaşam blogları gerek bloglarında gerek sosyal medya hesaplarında bazı şikayetler ve sitemler görüyorsunuz. Bizler yani blog yazarları istedik ki bu durumu tek bir yazıda toplayalım, sorunu ve kaynağını anlatalım.

Öncelikle belirtelim; bizler marka gönderisinden çok kendi aldıklarımızı bloglarında yazan blog yazarlarıyız. Yani bu yazıyı yazma cesaretini gösteriyorsak ki bu nokta çok önemli, blogumuz biz istediğimiz için var ve var olacak!

Uzun bir süre aktif blog yazarları olarak olayları uzaktan izledik. Blog yazmayı kolay zannedenler ticari veya en azından çıkar amaçlı blog açıyorlar. Hatta blog demeyelim, instagram hesabı açıyorlar ve kendilerine blogger diyorlar. Üzerine son zamanların en moda hadisesi takipçi satın alıyorlar. Bir bakıyorsunuz 2 aylık bir instagram hesabı 40 bin takipçiye ulaşmış. Çözünürlüğü iyi fotoğraflar, hatta bazen yabancı bloggerlardan aldıkları fotoğraflar ile “dostlar iş başında görsün” mantığı ile paylaşım yapıyorlar. Ardından markalara yazmaya başlıyorlar, tanıtmak için ürün istiyorlar. Zaten instagram hesaplarını açar açmaz profillerine ekledikleri bir not var: “Reklam ve iş birlikleri için DM” Yani amaç baştan belli sizce de öyle değil mi? Ve bazıları blog nedir, blog nasıl yazılır haberi yok. İçlerinde instagramın gerçekten blog olduğuna inananlar var biliyor musunuz?.

Bu şekilde bir yol izleyerek hem gerçek blog yazarlarının emeğini hiçe saymış oluyorlar hem ‘blog yazarlığı’ vurgusunu kötüye kullanıp lekeliyorlar. Olay bununla da sınırlı değil. Markaların ‘denemeleri ve yazmaları’ için gönderdiği ürünleri satmaya başlıyor kimileri. Yani olayın ticari boyutuna kısa yolla ulaşıyorlar.

Peki bu durumda sadece kendini blogger zanneden ve etrafındakileri inandıranlar mı suçlu? Bunların hesaplarını incelemeyen ve “ben bloggerım" dediğinde “hani senin blogun?” diye sormayan firmaların hiç mi suçu yok? Aslında bakarsınız suçları hiç azımsanmayacak ölçüde. Onlar bu blog yazmayan ve takipçileri gerçek olmayan hesaplara ürün gönderip, ürünlerin akıbetini bile sormayınca ne oluyor? “Bu iş ne kadar kolaymış” diye düşünen meraklı insanlar da açıyorlar bir instagram hesabı, alıyorlar takipçiyi başlıyorlar firmalara yazmaya. Belki onlara da gelir öyle değil mi?

Bu arada emek veren blog yazarları ne yapıyor dersiniz? Sırf bu işi severek yaptıkları için, blog yazarken paylaşım yaparken mutlu oldukları için ceplerinden para verip o markaların ürünlerini almaya devam ediyor. Evet bir çoğu bunu yapıyor.

Sizce firmalar neden böyle yapıyor? Ürünleri yazmayan tanıtmayan hatta blog bile yazmayan insanlara neden ürün gönderiyorlar? Bizler nasılsa gidip o ürünleri alıp, kullanıp yazıyoruz. O kişiler bedava olmazsa almıyor. Sebep bu olabilir mi? Biz mantıklı bir gerekçe bulamadık. Bizler blog yazarı olarak, birer tüketici olarak blog yazarları kimdir, ne kadar samimidir bir iki defa okumakla anlayabiliyorsak koskoca PR ekipleri bunu neden anlayamıyor? Çalıştıkları markayı aşağı çekmek hoşlarına gitmez ama ürün gönderdikleri insanlar instagram hesaplarında bile ürünü yorumlamazken nasıl bir sonuca varmayı düşünüyorlar dersiniz? Peki PR işlerini instabloggerlara veren markalara ne dersiniz? Bol bol soru işreti konulacak cümleler kurmak mümkün bu paragrafta… Bir de bu soru işaretleri oluşturan markalar yanında nokta atışı yapan muhteşem firmalar da var. Onları da yürekten tebrik ediyoruz.

Bir sorun da nedir biliyor musunuz? Firmaların uyarılara duyarsız olması! Ya cevap verilmiyor, ya geçiştiriliyor. Bazı markaların ‘blogger toplantısı’ adı altında bir organizasyon yapıp katılımcıların yarısından çoğunun blogu olmayan makyaj sever instagram hesabı olması ayrı bir konu zaten.

Bu noktada hemen vurgulayalım; markaların denemesi için ürün gönderdiği çok kıymetli blog yazarları da var. Ve bizler onların yorumlarını fazlası ile önemsiyor ve ilgi ile takip ediyoruz.

Bu yazıyı hep birlikte hazırlayıp yayınlamadan önce çok düşündük. İlk soru 'acaba tepkimiz işe yarar mı?’ Evet okuduğunuza göre yazıyı yayınlama kararı aldık. Hiç bir işe yaramasa da, ürün incelemeyi değerlendirmeyi bilmeyen, amacı çok farklı olan insanlarla iş birliği yapılmaya devam edilse de, bizim çizgimiz net! Bugüne kadar ne yaptıysak o şekilde devam etmeyi planlıyoruz. Ya siz olsaydınız ne yapardınız?



Not: Bu yazıyı görüp paylaşmak isteyen blog yazarlarının, detaylıca anlayarak okumasını rica ediyoruz. Yazıda altını dolduramayacağı özelliklere sahip birinin bu yazıyı yayınlaması doğru olmaz. Mesela bloguna düzenli yazı girmeyen veya blogu sadece hediye ürünlerle dolu olan bir blog yazarı lütfen bu yazıyı yayınlamasın. Bizler gibi düşünen yazarların bu yazıyı paylaşması hepimizi mutlu eder. Bizler doğru yolda olduğumuzu biliyoruz ancak yazının çok fazla blogda yayına girmesi bizim tavır ve tepkimizin doğru olduğunu çok fazla insana ulaştırır.

Sağlıcakla…







Origins Clean Energy Gentle Cleansing Oil || Hassas Temizleme Yağı


Yıllarca yurt dışı seyahatlarde baktığımız ve "keşke ülkemizde olsa da doya doya kullansak" dediğimiz (ben diyordum ya da en azından), doğal ve etkili içerikleriyle meşhur Origins sonunda Türkiye'ye geldi ve Sephora'da satılmaya başladı. Aslında aklımda denemek istediğim bir kaç ürünü vardı; ama, gerçekten ihtiyacım olan tek şey makyaj temizleme yağı olunca, denemeye Clean Energy Gentle Cleansing Oil ile başladım.


Cildi kirlerden arındırmak için zeytinyağı, ayçiçek yağı, susam yağı ve aspir yağı; cildin doğal nem dengesini korumak için Kukui yağı ve macademia yağı; ve çevresel faktörlerin etkisini azaltmak için E vitamini içeren bu yağ formundaki temizleyici cildi derinlemesine temizleyip makyajdan arıtarak yeniden nefes almasını sağlamayı hedefliyor. Portakal, limon ve greyfurtun enerjik aroması ile de duyguları canlandırıyor!


200 mL'lik sert plastik şişede sunulan yağın şişesi bence oldukça şık ve zarif. Tak kötü yanı ise geniş ağzında bir tıpa ya da pompa mekanizması olmaması. Sakar biriyseniz, tüm şişeyi bir anda yere boca etmeniz işten değil! Bu yüzden ben ürünü seyahat boy damlalıklı bir cam şişeye aktardım, bu şekilde kullanıyorum. Yağın yapısı biraz yoğun; bu da diğer yağlara göre daha az miktarının makyajımı temizlemek için yeterli gelmesini sağlıyor. Kullanımı ise diğer yağlar ile aynı: Bir miktar yağ alarak kuru ellerimle kuru yüzüme, gözlerim dahil, masaj yapıyorum. Daha sonra ılık suyla ıslattığım ellerimle masaja devam ederek yağın süt formuna dönüşmesini sağlıyorum. Sonrasında da yüzümü yine ılık suyla yıkıyorum.


Makyajımı yağlar ile temizlemeye başladığımdan beri elim başka bir temizleyici kullanmaya, hassas göz çevremi pamukla çekiştirmeye gitmiyor doğrusu... bu nedenle de farklı farklı ürünleri deneyip, en iyisini bulmaya çalışıyorum. Bugüne kadar da 4-5 farklı yağ denemişimdir. Çok net söylüyorum, içlerinde en iyisi Origins! Neden mi?
  • (bol rimel ve eyeliner içeren) Göz makyajımı ufak bir miktarı kolayca çıkardı ve gözlerimi yakmadı. Gözümün içine kaçtığında bir miktar yanma hissettim; ancak, yüzümü kurulayınca bu his kayboldu.
  • Göz makyajımı çıkardıktan sonra gözlerimde hiç buğulanma olmadı (diğer yağların bazılarında bu sorunu yaşadım malesef).
  • Cilt makyajımı da diğer yağlara göre çok daha iyi temizledi, havluyla kurularken kalıntı yok denecek kadar azdı.
  • Temizledikten sonra cildimi kurutmadığı gibi, gayet nemli bir doku bıraktı (diğer bazı yağlarda fazlaca gerginlik hissettiğim oluyordu).
  • Sivilcelenmeye neden olmadı (bu sorunu hiçbir yağda yaşamadım; ama, herkesin korktuğu bir konu olduğunu bildiğimden yazmak istedim).
  • Yapısı nispeten daha yoğun olsa da, cildimden arındırma konusunda hiç sıkıntı yaşamadım, suyla kolayca eriyip, makyajla beraber akıp gitti.


Fiyatı diğer yağlara göre bir miktar yüksek olmakla birlikte (109 TL), gramajı da genele göre 50 mL daha fazla ve en iyi anlaştığım ürün oldu! Konsantre bir ürün olduğu için sanki daha uzun süre kullanabilecekmişim gibi hissediyorum; onu da artık "bitirdim" yazılarından birinde hep beraber değerlendireceğiz. Ayrıca şu anda Sephora'da cilt bakım ürünlerine %20 indirim olduğunu ve bu yağı da indirimle alabileceğinizi hatırlatmak isterim :)

Mutlu Cumalar!









Sephora Türkiye Alışverişi: Clinique, Becca ve Origins!


15 Haziran 2017 Perşembe

Haziran ayında alışveriş konusunda sapıttığımın sinyallerini Mayıs ayı alışveriş yazısında vermiştim... Bu ay biriktirip yazmak yerine, böyle grup grup yazmak istedim. Çünkü bir gün önce yazdığım Bobbi Brown alışverişi gibi, Sephora Türkiye alışverişimin de bir nedeni var tabii ki (çünkü bahane bulmak bizim işimiz!).


Sephora son aylarda atak yaparak aydınlatıcı aşıklarının göz bebeği Becca, ve Haziran'da da hepimizin uzaktan uzaktan kalbine taht kurmuş Origins markasını ülkemize getirdi. Bu iki marka yeterince ilgimi çekmiyormuş gibi, bir de sevgili Anıl'dan Babalar Günü dolayısıyla cilt bakım ürünlerinde %20 indirim olduğunu öğrenince hafta sonu soluğu Sephora'da aldım. 


Aslında niyetim Origins markasıyla tanışmaktı. Cepa AVM Sephora'da beni güler yüzlü ve bilgili bir güzellik uzmanı karşıladı ve birlikte cilt tipime uygun ürünleri incelemeye başladık. Aslında benim niyetim Origins'ten bir maske almaktı; ancak cildimdeki nemsizlik nedeniyle Clinique'in en sevdiğim serilerinden olan Moisture Surge'ün Hydrating Supercharged Concentrate ürününde karar kıldık. Bu ürün srumdan sonra, nemlendiriciden önce kullanılıyor ve cilde yoğun nem vermeyi hedefliyor. Göz çevresine de uygulanabiliyor. İlk izlenim olarak oldukça beğendiğimi söylemeliyim. Detaylı yorumlarım daha sonra gelecek. 46 mL ürünü %20 indirim ile 95 TL'ye satın aldım. 


Cilt sorunuma çözüm bulduktan sonra, sıra Origins'e geldi. Ürünleri incelerken makyaj temizleme yağını gördüm ve kendi makyaj temzleme yağımın sonuna yaklaştığımı hatırlayarak Origins Gentle Cleansing Oil'de karar kıldım. Yarın detaylı yazısını sizinle paylaşacağım; ama, gerçekten çok iyi bir seçim yapmış olduğumu düşünüyorum! Normal satış fiyatı 109 TL olan 200 mL yağı indirimle 87 TL'ye aldım. 


Tam bu iki cilt bakımı ürününü alacakken kasa önünde geçen hafta arayıp bulamadığım Becca Glow on the Go Kit'i gördüm ve nasıl üstüne atladığımı hatırlamıyorum bile! 5 mL'lik likit (renk: Opal) ve 2.4 gr'lık (avuç içi kadar) sıkıştırılmış toz aydınlatıcıdan (renk: Opal) oluşan bu kit, 89,90 TL'lik fiyatı ile Becca ürünlerini denemek için harika bir fırsat oldu benim için. Hem bitirebileceğim ve bana vicdan azabı olmayacak bir boyutta; hem de, aydınlatıcı zaten azar azar kullanılan bir ürün olduğu için, kolay kolay bitecek gibi değil. Yine ilk izlenim olarak bayıldığımı söylemem lazım! Görüşlerimi ve cildimde nasıl durduğunu kısaca Instagram hesabım olan @larcencielblog'da paylaştım. Yazısı ise tabii ki gelecek!


Ödeme sırasında kasadaki görevli bana kendiliğinden "ufak hediyeler" vermeyi teklif etti. Sephora açısından olumlu bir gelişme olduğunu kabul etmek lazım. Fakat iki adet Rexaline nemlendirici testerı ve bir de Sephora Body Butter getirdi yalnızca. Teşekkür etmekle birlikte, bu miktarda alışveriş yapıldığında ELCA şirketler grubundaki markaların neredeyse online mağazayı üstümüze yaptığını Sephora Türkiye'ye hatırlatmak isterim. İndirim olmasaydı, muhtemelen Clinique serumu Sephora'dan almayı düşünmezdim. 


Tüm ürünlerin yazısının sırayla geleceğini; ayrıca Babalar Gününe kadar olan ve cilt bakım ürünlerine uygulanan %20 indirimi yeniden hatırlatıyor ve şimdilik kaçıyorum!!!







© L'Arc-en-ciel
Maira Gall
L'Arc-en-ciel - ©

Blog Tasarımı

Bu sitede yayınlanan yazılar ve resimlerin izinsiz kullanılması
5846 sayılı fikir ve sanat eserleri yasasına aykırıdır.